Usulca yanıma geldi.
Kırgın bakışlarını düşürdü yüreğime.
Görmediğim bir suret getirmişti bana.
Sanki gülüşleri sonradan eklenmişti yüzüne.
Kısık bir sesle merhabalaştıktan sonra.
Bir sigara çıkardı ve bana da uzattı.
Her zamanki yerdi bize şahit olan.
Yosun kokulu kasabanın sahiliydi, iki eli bir arada tutan.
Yıllardır buraya gelir balıkçıları izler, denize bakıp hayaller kurardık.
Başı omzumda olurdu ve saçları savrulurdu gözlerime.
Sigarasından derin bir nefes çekti ve.
“Biliyor musun” dedi.
“Nesini sevmiyorum bu kentin.”
Konuşmama fırsat vermeden lafa koyuldu.
Anlatmaya başladı.
“Bu şehirde başlayınca kararmaya hava.
Benimde kara bulutlar çöker yüreğime” dedi.
Nasıl yani demeden.
“Sen olmadan diyorum, sen olmadan hep böyleydi ömrüm” dedi.
“Akşamlar çabuk inerdi bu sahil şeridine.
Balıkçılar kendilerini çekerdi ağlarında.
Herkesin kavgasıydı 3 kuruş ekmek parası.
Benim bir tek kavgam sen oldun.
Hep sana yaraladım kendimi ,”
Anlamsız bakışlarla
Bir o kadarda şaşkınlıkla ne yani BEN MİYİM BÜTÜN BUNLARA sebep dedim.
“Evet” dedi usulca evet “sen sebebim oldun.”
Hoşuma gitmişti şimdiye kadar hiç böyle sözler duymamıştım ondan.
Ve devam etti.
Umarsızca sana çıkardı tüm yollar.
Şu yollara ben ne gidişler ektim dedi.
Aklım bir süre izne çıktı sanki.
Devam etti.
“Sen ve Ben, Biz olamayacağımızı sana söylemeden geçip gittim her defasında.”
“Nasıl Yani ?” dedim.
İşte o son kelimeydi beni öldüren.
“Hayatına girmemiş say beni” dedi.
“Girerken izin mi aldın ki, giderken haber veriyorsun” dedim.
Sustu.
Konuşmalıydım, benimde vardı söyleceklerim.
Bana gidişini miras bırakamazdı.
“Adına ne şiirler yazdım.
Ne hayaller kurdum gözlerinde “dedim.
“Artık bütün hayalleri yakabilirsin “dedi.
“İnsan iki kez ölür mü işte ben öldüm.
Tek bir gelim bile kalmadı sana “dedi.
Öylece durdum ve sustum.
“Neden diye sormayacaksın” dedi.
“Hangi sorunun cevabı olabilir ki bu cümle” dedim.
Hangi kalabalık bu yalnızlığa çare olur.
Şu boyası dökülmüş şehre inat uykularımı kime bölerim ben hergece.
Ayağa kalktı ve işte gidiyordu.
“Yaralarına beni yama yapmaktan vazgeçebilirsin” dedi.
İşte gidiyordu, beni öylece cami avlusuna bırakır gibi.
Her şey sus pus olmuştu sanki.
Bir an denizler durulmuş sandım ve avazım çıktığı kadar bağırdım.
Gitme, gitme , gitme.
Dönüp arkasına bakmadan gitti.
Şimdi siz aşk diyorsunuz ya.
Aşk yaralamaktır kendini bile bile.
Şimdi siz aşk diyorsunuz ya.
Aşk bırakmaktır ömrünü şu sahil şeridine.
Uzun zaman geçmişti.
Ne zaman alsam deniz kokusunu.
Hep o gelir aklıma, o lafı çınlar kulaklarımda.
Beni yaralarına yama yapmaktan vazgeç.
Vazgeçtim ey sevgili.
Artık geçmişimde kanayan en büyük yarasın.
Seni tıkıyorum kanadıkça her defasında yarama.
Ve artık seni yama yapmıyorum yarınlarıma..

Gökhan SARI