Siz hiç uzun yolculuğa çıktınız mı?? Ben pek çıkmadım. En uzun yolculuğum Eskişehir’den Muş’a kadar oldu. Askerlik için gitmiştim. Biliyorum heyecanla askerlik hâtıralarımı bekliyorsunuz. Hayır anlatmayacağım. Askerlik hâtıralarım için biraz daha bekleyeceksiniz. Ama şu kadarını söylemeden geçemeyeceğim:



«Burası Muş’tur türkülerden beklemezdim. Küstüm.



Peki insanoğlunun en uzun yolculuğu hayat değil midir? Böyle yumuşak bir girişten sonra çok felsefî bir söz oldu galiba. Bu uzun yolculuğumuzda kılavuzumuz var mı?? Varsa kim??



–İyi günler beyefendi.



–İyi günler efendim.



–Yolculuk nereye??



–Niye sen de mi geleceksin??



–İyi bir yere gidiyorsan belki gelirim.



–Düğüne gidiyorum gelir misin??



–Olur oynarız biraz. Kurtlarımızı dökeriz.



–Kurtlu adamları taşımam yanımda.



–Sen taşıma abi ben kendim yürürüm.



–Kardeşim belâ mısın ya git işine..



–İşim bu abi. Biraz konuşabilir miyiz??



–Konuşuyoruz ya işte.



–Tamam devam ediyoruz. Düğüne gittiğinizi söylemiştiniz.



–Evet. Düğüne gidiyorum. Bırakırsan tabiî ki.



–Kimin düğününe??



–Yeğenimin düğününe gidiyorum.



–Allah mesut etsin.



–Âmin. Sağ olasın da konuya girelim artık.



–Büyük bir mutluluk gösterisiyle başlayan evlilikler neden kısa sürede sona eriyor acaba??



–Cevap basit: Temel sağlam değil.



–Kim kazıyor bu çürük temelleri abi??



–Ben herkes..



–Lütfen beni karıştırma abi. Ben masumum. Ben daha kürek tutmasını bilmiyorum.



–Yürek tutmasını bilir misin peki??



–Abi o da ne ya. Hem soruları ben sormuyor muydum??



–Evliliğin temeli kürekle değil yürekle atılır.



–Abi sen ne müthiş sözler söyledin öyle!! Nasıl atacağız temeli yürekle??



–Yürek dolusu sevgiyle.



–Şimdi de yürek dolusu sevgiyle evliliğe adım atıyorlar gençler.



–Hayır şimdi «kürek dolusu» altınla atılıyor çoğu evliliğin temelleri.



–Olur mu?? Düğün salonlarındaki coşkuyu görmüyor musunuz??



–Şimdi düğünler mobilya ve beyaz eşya mağazalarında yapılıyor aslında.



–O kadar kalabalığı niye topluyorlar o zaman salonlara??



–İşte o mutluluk gösterisini yapmak için.



–Peki ya o nikâh masasındaki «evet»ler.



–Kuyumcu dükkânındaki ve mağazalardaki evetler olmasın bakalım nikâh masasındaki evetler olur muydu??



–Olmaz mıydı??



–Olurdu belki ama üç ay sonra ve bir yıl sonra bozulurdu o evetler. Nitekim de bozuluyor.



–Siz şimdi düğün salonuna değil de kuyumcu dükkânına mı gidiyorsunuz yoksa??



–Yok biz o safhayı bitirdik. Şimdi mutluluk gösterisi safhasındayız.



–Sizin yeğeniniz de mi kürek dolusu altınla atıyor temeli??



–Maalesef şimdi gençlerin kılavuzu biraz farklı.



–Peki ya onları yönlendiren yaşlıların kılavuzları??



–Cevabını versem yayımlayabilir misin??



–Belki yayımlarız.



–Kılavuzu karga olanın...



–Maalesef beyefendi yayımlayamayacağız.



–O zaman anlayana sivrisinek saz...



–Haklısınız beyefendi. Teşekkürler. Görüşmek üzere.



–Ben de teşekkür ederim.



Düğün mevsimi açılıyor/ açıldı. En etkili eğitim ailede başlayandır. «Kürek dolusu altınla» temeli atılan ailelerde etkili eğitim beklemek saflık olur. Bırakın küreği kenara. Açın yüreğinizi doldurun sevgiyle..









/ Mahmut Alpir /